

Bugün bana deseniz ki “hadi kız oturmaya mı geldik, kalk bir dernek kur,” hiç tereddütsüz, Yürürken Islık Çalamayanlar Derneği kurucu başkanı olurum. Aynı anda yapılması fayda getirecek iki işten birinde kazara istikrar yakaladıysam, diğerini zinhar yapamıyorum arkadaş! Hayatımın Murphy kanunu bu.
Misal, geçen sene Ekim ortasında Can sitenin içinde bir oyun grubuna başlayınca ben de denize düşmüşçesine spor salonuna sarıldım. Onu oyun odasına bıraktığım gibi alt kattaki salona inip bir koşmalar, coşmalar, efendime söyleyeyim, esnemeler, esnemeler… Üstüne de şarkılı türkülü duş alma-saç kurutma-kremlenme ve hatta soda-limon keyfi. Akıl alacak gibi değildi. 2 senedir, tek başına hacet görmeye Budapeşte-Viyana-Prag tatili muamelesi yapan bu kadına neler oluyordu böyle? Kendimle balayına çıkmış gibiydim.
Bu lüks bende kafa yapmış olacak ki, Can’ın hastalandığı dönemler haricinde neredeyse gün sektirmeden yaza kadar devam ettim spora. Ha ama böyle tıkır tıkır spor yaptığım için Survivor’da ödül oyunu kazanmışçasına yiyordum. (Bkz. Spor yaptığında dana gibi yemezse ölecek hastalığı)
Okul bitince spor faslı da bitti tabi. Ama emindim, Eylül’de okulla beraber dönüşüm muhteşem olacaktı. Artık “bünye istiyor”du.
Derken Haziran sonunda beslenme alışkanlıklarımı sorgulayıp, değiştirmeye başladım. Sebzeler “liberté, égalite, fraternité” diye ayaklanmış, mutfakta bir devrim rüzgarı esiyordu. Alkali bayrağını çekmiş geziyordum ortalıkta. Hele bir de Eylül gelsindi, “bak o zaman görün”dü beni.
Eylül geldi, ardından Ekim, Kasım, Aralık da… Tam başladım, Can hastalandı, tam başladım Cem seyahate çıktı, tam başladım rahatsızlandım, yan yattı, suya battı, ve tabi ki ikisi bir arada olmadı.
Makus talihimi yenmek için dün dev bir adım attım, spora dönüş yaptım.
Yeni yıla 5 kala, en naif halimle niyet ettim düzenli spor yaparken sağlıklı beslenmeyahjdkagjgshdjdhs…
Neyse, bir kıtlık çıkmaz da ben onun hıncıyla kendimi yemeye vermezsem, o sene bu sene olabilir gencolar.
Umut fakirin ekmeği-glutensiz tabi.


Yorum Yapın