Baktım bugün maşallahım var, hadi kendime bir kıyak olsun, sağlıklı ıssız adam keki (aman işte bildiğin havuçlu kek) yapayım dedim. Havuç bulamayınca, turuncu mu turuncu, tatlı mı tatlı diyerek (bkz. kendi kendine meşruiyet ispatı) balkabağını rendeledim. Elimde badem fazlası var diye cevizin yanına onlardan ekledim. İncirim azdı, üzüm ne güne duruyor ki dedim. Unum bitiyor diye hindistan cevizi rendesiyle destek…
Okulun ilk günü, son günü, ve öğretmenler günü öğretmen olmak için yeterli 3 sebeptir kanımca. Ne tıp bayramında sağlık çalışanlarının, ne de kabotaj bayramında kaptanların ve mürettebatın, öğretmenler gününde öğretmenlerin yaşadığı sevincin, coşkunun yanına yaklaşabileceğini sanmıyorum. Velhasıl, gelmiş geçmiş tüm öğretmenlerim, mesai arkadaşlarım, dostlarım, Romalılar, gün bizim günümüz, şımarın gari…
PANCAR ÇITIRPACCIO, #yersen Pancar Sarımsaklı sade yağ Nohut unu İnce dilimlediğim pancarları nohut ununa bulayıp, sadeyağ ile nemlendirdiğim tavada kısık ateşte döndürdüm. Bu kadar! Not 1: #AOBAnohutunu tarifindeki gibi yaptığım unum genelde biraz iri parçalı kalabiliyor. Onu eledikten sonra kalan nispeten iri parçaları bu şekilde değerlendirmiş oldum. Normal un formuyla da olur tabi ki. Not 2: Yumurta ve una bulayıp fırına da…
Geçenlerde story’de paylaştığım baklava tepsisiyle yapılan evlenme teklifi üzerine Ayşe Köroğlu ile yazışırken (bkz. zenginin malı-züğürdün çenesi), “aman fıstıkla bir yufka yap, sür üstüne kaju kremasını, ye bacım” dedi. “Ahan da” dedim, “sadece ilham değil, kopya veren perim var!” Tabi deneysel çalışmalara girmezse ölecek hastalığım olduğundan, ben ana fikri sabit tutarak şekil yaptım. Ve birer pestil/yufka hazırlayıp, aralarına verdim kefir peynirini,…
Yine bir gün mutfakta en Derya Baykal halimle misafire kurduğum kahvaltı sofrasını topluyoruuum… Baktım bir kase tahin-pekmez E hafta içi o mümkün değil bitmez Ziyan olmasına da gönlüm elvermez Düşündüm içine ne gider, ne gitmez Kuruttuğum filizlerim bir ömür beklemez Aktive olmuş fındık-badem tadından yenmez Az kuru üzüm candır, ondan zarar gelmez Attım kurutucuya, zaman geçmek bilmez Armut kuruları göz kırpınca, dedim…
Kendimi kandırıp, kışın gelişine sevinmek için küçük kirli oyunlarım var. Sonbaharla birlikte kabak tatlısı, kestane, sahlep, leblebili boza, sıcak şarap, zencefilli bisküvi bir çeşit “winter-fest” yaparlardı benim evde (tarçın seviyorsam demek). Tabi zamanla bu arkadaşlar evrimin acımasız çarklarından geçerek nispeten sağlıklı alternatiflerle yer değiştirdiler. Geceden üzerine toz şeker serptiğim kabakların yerini son 3-5 senedir, pek de adıyla müsemma olmayan bir…
Son dönemde en çok duyduklarımdan biri, “ne kadar samimi,” diğeri de “ne kadar eğlenceli” yazdığım. Çok sağolun. Bunlar söylendikçe yüzüme şapşal bir gülümseme oturuyor, günüm aydınlanıyor. Ancak ben beğenilsin kaygısıyla yazmıyorum. Hatta yazayım kaygısıyla da yazmıyorum. Unutmayayım diye yazıyorum, içimi dökmek için yazıyorum, kendimi temize çekmek için yazıyorum. Üstelik bu yeni de değil, kendimi bildim bileli yazarım ben. Günlük yazdım,…
Instagram adetlerinden biridir “ya vallahi çok sordunuz, anlatayım bari”yle giriş yapmak. 2 gündür ‘yalandan nachos’ yiyorum, story’de paylaştığım kahvaltıların ve öğle yemeğimin eşlikçisiydi kendileri. Ya arkadaş 1 kişi de (bak 8700 küsür kişide 1 beşer yahu) çıkıp sormaz mı ne ola ki bu yalandan nachos diye! Sormadı. Şimdi ben gururlu bir nalet olsam, bu duruma içerleyip, “artık sorsanız da anlatmam”…
Can’la ilk 2 yılımız bir uykuyla sınanma haliydi. İlk 7 ay hiçbirimiz uyku nedir bilemedik! Örneklemek gerekirse, hem reflüsü, hem de gazı olan bir bebeği uyutmak > leblebi tozu yiyip, “Şemsi Paşa Pasajı’nda sesi büzüşesiceler” demek. Hala tasavvur edemeyenler için biraz daha açayım. Bebe dediğin süt içtikten sonra gazı çıksın diye sırtı sıvazlanan bir yaşam formu. Reflüsü olan bebenin ise…

