Dünkü 21 günlük detoks havadisiyle beliren ani coşku, yerini gergin bekleyişe bıraktı. Kafalar karışık, ufak çaplı bir infial yaşanıyor, ve kulaktan kulağa aynı soru fısıldanıyor: Peki ne yiyeceğiz? Şimdi şu noktada anlaşalım gencolar, amaç yemekten ziyade yememek. Hal böyleyken, uzak durmaya çalıştıklarımızdan geriye kalanlar da pekala bizi yaşatır. Ben son dönemde mide yanmasıydı, Can’ın hastalıklarıydı, kış moduydu derken rafine olmasa…
Instagram’ı sırf, kafayı benim kırdığım noktalardan çatlatmış olanlarla yolumu kesiştirdiği için bile seviyor olabilirim. Ne tatlı insanlar tanıyorum bu sayede. Aferin Insta! Bu tayfadan biri çıkıp “ben kuyuya bir taş atsam diyorum” dedi mi, diğerleri “ben de!” “ben de!” diye ardından geliyor. Hop, oldu mu sana sinerji! Önceki gün @antinkuntinlezzetler yeni yıla kadar 3 haftalık bir arınma yapacağını söyleyince @sebosmodernlife ile hemen “ne yemiyoruz…
Çocuk kafası diye bir şey var. Yetişkin olma yolunda taktığımız at gözlüklerimiz ve kendimize koyduğumuz sınırlarımız bizi bu kafadan zamanla ayırıyor. Halbuki arada aç algı kapılarını karşılıklı, bir ceryan yapsın, bir ferahla, bak nasıl iyi gelecek. Geçenlerde evin erkekleri oynarken şöyle bir diyalog geçti aralarında: Can: Baba hadi döneliiim! Cem: Oğlum başımız döner, düşebiliriz. Can: Düşersek kalkarız baba. Çocuk değil,…
Bir Nar crumble kolay yetişmiyor hanım. Yenisini alınca eskisini ivedilikle sıpıtma isteği bende biraz baskındır. “Yine ne icat çıkardın başımıza?” dediğiniz olur olmadık denemelerimin çoğunda, ya az daha beklese bozulacak, ya da yeni gelene yol açması için tüketilmesi aciliyet gerektiren malzemelerimi kullanıyorum. Ve bazen bu malzemelerle öyle abuk kombinler kuruyorum ki, sağ ve sol omzumdaki iki gurme melek koalisyon kurup,…
Herkesin doğrusu en doğru, Herkesin lafı bir hikmet. Sıradan şeyler de konuşalım, İş mi yani birbirimizi yemek? İlle de kusursuz olmalı, Hata yapmaya da hakkımız yok. Üçüncü şahıslar için herkes sancılar içinde, Bu kadarı da çok! Instagram’da sağlıklı beslenme üzerine atıp tutan, ve bunları takip eden bir kitleyiz. Üç aşağı beş yukarı birbirimizi biliriz. Çok şey öğrendiğim, çok eğlendiğim, şahane…
Geçenlerde Can yattıktan sonra en “yanlış” haliyle Cem mutfakta, avının etrafında dolanan aslan gibi salınıyor (işte bunlar hep belgesel izlemek), gece pisboğazlığı için kurban arıyordu. Bu tür durumlarda ben elimde olmadan “ne vereyim abime?” moduna girip; “nar var-ayıklanmış, limon-ayva-tuz olabilir, mandalina ye, dolapta ıslak ceviz-fındık (aktive edilmiş kuruyemişin evdeki adı) var, soda-limon?” diye saymaya başlıyorum. Ben böyle sıralayınca, “haa bak…
Bir “doktor bu ne?” ile daha karşınızdayım. Kişisel tarihimin en iyi tatlılarından birine imza atmış olabilirim. Öyle ki, soyadım Baylan olsa bu da Kup Griye olurdu. Ancak bendeniz Ocak, Gözde Aral Ocak. Peki bu yavruların adı ne olacak? — Demiştim ve yine şahane öneriler geldi. @hafiftarif’in petite four (raw pötifur), @meltmgk’in Pileli Kup, @bicemkarakas’ın Dişli Piliye önerileri arasında kalıp, bir sentezle “Kup Piliye”yi…
Evladımla ilişkimizin temelinde dürüstlük yatıyor. Bebekliğinden beri her şeyin doğrusunu söyledim ona. Üniversitedeyken, damarlarımda kan yerine Pizza Hut peyniri akana kadar herhangi bir kış sebzesinin yüzüne bile bakmadığımı anlattım. Enginarın tadını 25 yaşıma kadar bilmediğimi, 30’lara kadar bamyaya bakmaya tahammül edemediğimi söyledim. Anne olduktan sonra şuurumu kaybetmedim. Ispanağı, pazıyı, karnabaharı yemiyor diye binbir maymunlukla sebzeleri börek/kurabiye kisvesine sokacak kadar delirmedim.…
80’lerde çocuk olup da en az bir kez bitlenmemiş, kafasına gaz yağı boca edilmemiş, hadi iyi ihtimalle önlüğünde kafuru taşımamış olan varsa hemen beni unfarov etsin! Evet, piremses peyniri ya da pilavı yapmış olabilirim ama bu elitlik seviyesine hitap etmem mümkün değil. Bitlenmeyen çocuk mu olur yahu! Bak zamanında bitlendim diye demiyorum, müsterih olunuz, bunun pislikle alakası yok. “Zaten bit…

